5 Aralık 2010 Pazar

Kulağına Bir Şey Söyleyeceğim. Yersen.

İlkokuldaki aşklarımız çok masumdu. Hatta bir o kadar da gerizekalıydı.
Şöyle ki; resim dersinde biri kızı kulağına bir şey söyleyeceğim diyerek kulağından yanağından öpmüşlüğüm vardır ki kızın daha sonra blok kağıt üzerinde yaptığı fırça vuruşları adeta bir sürrealist sanat eseriydi. Belki de genç bir yetenek kazandırdım topluma. Şimdi neler yapıyor kim bilir.
Hatta 2’inci sınıfta sanırım bir kıza gidip ellerimle kalp yapıp ondan hoşlandığımı anlatmaya çalışmıştım. 
Sonra tabi büyüdük işlerin rengi değişti, büyüdük dediğim 6. veya 7’inci sınıftayız. O zamanlar eteğin altındaki gizem paha biçilemez. Yan sırada oturan kızın eteğini kaldırma, tenefüslerde yürüyen kızların eteğini kaldırma gibi oldukça farklı dalları olan bir sanattı adeta.
O zamanlar eksik de olsa bir bilinç yerleşmiş tabi ” Kızlar akıllı erkekleri sever abi ” . Sevmiyorlar aslında onu da sonra anlatırım. Kütüphanecilik kollarına üye olmalar, Edebiyat kollarına başkan olmalar falan ardı arkası kesilmiyor ” kültürel faaliyet ” lerin. Tabi kızların umurunda değil. Sanki Nobel aldın. Niye umurunda olsun. 
Neyse. Sınıfımızda o zaman göre çok güzel diyebileceğimiz bir kız vardı. Oldukça güzeldi kendisi. Hatta kendisi hala güzel. Bir gün “kazayla” -veya isteyerek bir önemi yok- ben bu güzel arkadaşımızın eteğinin altını görmüş bulundum. Hani o zamanlar için gerçekten büyük bir olaydı. Benim içim içimi yiyor. En yakın arkadaşıma dedim gel sana bir şey anlatacağım. Kendisi hala en yakın arkadaşlarımdan birisidir. 
Çağırdım. Dedim abi böyle böyle ben gördüm. Ulan gördüysen gördün, niye anlatıyorsun. Bu arkadaşımın da malum güzelle arası iyiydi. Kendi çıkarları için mi, yoksa iyi arkadaş oldukları için mi bilmiyorum gitmiş bir güzel anlatmış kıza olanı biteni.
Okul çıkışı böyle garip bir kalabalık var. Birileri beni kolumdan çekti getirdi kalabağın ortasına. Kız böyle sinirli elinde bir bardak su falan var. Ben nolüyoö yai diyemeden tak yedim tokadı. Evet böyle yaklaşık bir 15 kişinin önünde bastı tokadı. Acımadı değil hani. Sonra bir de kasık olarak tabir ettiğimiz bölgeye diz atmış bulundu onu yapmasa iyiydi. Sonra biz güle oynaya eve doğru yollanmaya başladık.
Güle oynaya, ne tokat attı lan falan diyoruz. Hani ben utanılacak bir şey yapmadım. Utanılacak bir durum varsa o yakın arkadaşımın yaptığı andavallıktır. Sen rakip elemek için git kıza yalakalık yapacağım diye beni ispiyonla. Olacak iş değil.
Bu güzel arkadaşla şu an oturup gülebileceğimiz bir anımız oldu ben pişman değilim ama yine olsa yine bakar mıyım bilmiyorum,eli ağır. Öperim.

0 Bence...:

Yorum Gönder