5 Aralık 2010 Pazar

Kim Söylemiş Beni Sühelya'ya Vurulmuşum Diye?

Facebook’un ilk çıktığı zamanları hatırlıyorum da arkadaşlar bahsediyor :
“Abi senin bir fotoğrafın var mesela arkadaşın ekliyor, facebook tagliyor abi fotoğrafı.” Büyülenmiştim adeta. Nasıl ya? Facebook yüzümü tanıyıp benim Emre olduğumu mu biliyor falan diye kendi kendime soruyorum. Tabi sonradan anladım kazın ayağının öyle olmadığını. Arkadaşın senin adını yazmazsa görünmeyeceğini falan. 
Facebook ilk zamanlarda çok masumdu. Çoğumuz arayüzünü hatırlamıyoruz belki ama naifti. Bizden biri gibiydi. Fotoğraf eklemeler. Taglerken yaşanan heyecan falan. “Ulan çıktım mı acaba?”, “Abi bak kesin ekliyorsun ona göre.” 
Tabi nereye getireceğim lafı ben de baya merak ediyorum. Şöyle ki ben bir daha karşıma böylesi çıkmaz dediğim insanı Facebook’ta gördüm.
Sosyal arkadaşlık sitelerinden biri olan MySpace’in amınakoymakla meşguldüm müzik ile uğraştığım yıllarda. Çünkü kız var demişlerdi ve gelmiştik. Arama kısmına 18-22 bayan diye yazıp arattığımız dönemler yaş 17 falan. Yine böyle yazıp arattım bir gün. Çok güzel bir kız. Yani güzel gibiydi. Göbeğindeki kocaman çello bizi yanıltmış. Çünkü çello seks çağrışımı yapan bir enstrüman. Benim için öyle sizi bilmem. Neyse. Mesajlar atıldı. Sohbete girildi. Resmen bir facia.
- Aaa çello mu o?
( 1 gün sonra )
- Evet çello :)
(anında cevap)
- Ya gerçekten sesi çok güzel bir enstrüman, ben de bass gitar çalıyorum da başlasam mı ki diye düşünüyorum ( aklımın ucundan bile geçmiyor halbuki )
( 2 gün sonra )
- Yani bence başla güzel bir enstrüman tavsiye ederim. 
Sonra sohbet böyle bir süre daha sik gibi devam ettikten kısa bir süre sonra. Ya pc başında çok sık durmuyorum böyle yarım cevaplarla olmuyor sen en iyisi msnden yardır kek kalıbıyla msn adresleri de alındı. Derken günler günleri kovaladı, aylar ayları kovaladı. Kız aklı başında güzel sohbetli bir kız çıktı. Sıkmadı beni. Kendisi Yüzüklerin Efendisi hayranıydı. Ben de Yüzüklerin Efendisi’ni “biraz” sevince konuşacak hiçbir şey bulamasak aşağı mordor yukarı frodo konuşuyorduk.
Bizim bu siber arkadaşlığımız hayli uzun sürdü. Ben kızdan hoşlanıyorum ama yani sevgili aşaması çok zor bir aşama ben o sırada üniversiteye hazırlanıyorum. Delifişek geziyorum ortalıkta resmen. E müzik işleri falan da adamın götünü kaldırır ister istemez. Bunu kimse inkar edemez. 
Sınava girdim. İzmir’i kazandım. Kız İzmirli idi ancak İstanbul’da yaşıyordu. İzmir’e birkaç kez geldi ama denk getirip de görüşemedik ama birbirimize çok şey anlattık, çok şey paylaştık. Baya iyi arkadaş olduk kısacası. 
Ben lise dönemini yalnız geçirdim. Bir süre kız arkadaşım yoktu ama ciddi bir ilişkiye başlamak istiyordum. “Üniversite’de kız var dediler gittik” diyenlerden olmak istemiyordum. Tam bunları düşünürken, bu kızın arkadaşlarından birini gördüm Facebook’ta tesadüfen. Bu arkadaşım fotoğraf çekiyordu aynı zamanda. Ve O’nun da fotoğraflarını çekip koymuş. Bakıyorum, kız baktıkça güzelleşiyor. Bakıyorum, tekrar güzelleşiyor. Çok etkilendim ama arkadaşıma “ehi, ehi beni şu kızla tanıştırsana ya” diyemedim.
İtalyanca kursuna gidiyordum. İtalyanca’ya merak sarmıştım ancak dil eğitimi özellikle italyanca iyi verilmediği için ailemle konuşup yaz süresi boyunca İtalya’da kalmaya, dil öğrenmeye karar verdim. Bir gün cesaretimi toplayıp ” beni bu arkadaşınla bir tanıştırsana ya” dedim. Güldü, o zamanlar random gülüş yoktu çok nazik güldü. Böyle : :D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D random gülseydi belki intihar ederdim. Ardından o kız sana bakmaz dedi.
Şimdi evrenin düzeni şöyle işliyor. Herkes birbirine bakar. O sana bakmaz bu bana bakmaz diye bir şey yok benim zihnimde. Herkes birbirine bakar. Yeter ki gönüller bir olsun ( Tasavvuf’a Giderken Biz Dönüyorduk adlı kitabımdan 2.cilt sf. 879)
Bozuldum tabi. Bakmaz diyince. Niye bakmasın dedim. Anlattı ya o çok güzeldir de işte şöyledir de böyledir de. İyi dedim bakmasın. Kendi kaybeder ama içimden çok yaratıcı küfürler ediyordum. 
İtalya’ya gittim. Muazzam bir ülke. Gecesi gündüzü bambaşka. Onu sonra anlatırım fakat kimin bacağına sıkmışım tramvayda asıl mesele bu.
Ben oralarda günümü gün ediyorum geliyorum gece eve. Facebook’u açıyorum veya bilgisayara kaydettiğim fotolara bakıyorum. Çok güzel kızlarla geziyorum geziyorum sonra geliyorum akşam yine bakıyorum O’nun fotoğraflarına böyle böyle geçirdim yazı. Hırs olmuştu bir yerde beğeniden öteye geçmişti artık.
Bursa’ya döndüm. Arkadaşımla konuşurken bana “seni onunla tanıştırayım mı” dedi. Şok oldum. Nasıl ya falan dedim. Hikayeyi anlattı. Ben İtalya’da iken de bu arkadaşımla sohbet ederdim Msn’de şöyle böyle diye. Tanıştır falan diye birkaç kez daha sık boğaz etmiştim. Onlar da birlikte tatil yapıyorlarmış benim haberim yok tabii. Görmüş benim tüm yazdıklarımı merak edip tanışmak istemiş. 
… Oldu. Bana numarasını verdi kızın. Aradım. Konuştuk. Yaklaşık 15 günlük bir flört döneminden sonra buluştuk İzmir’de…

0 Bence...:

Yorum Gönder