5 Aralık 2010 Pazar

Hüzünlü Postlar, Postalar, Postallar

Bazı kaynaklara göre suyun içindeki balıktan evrilip yürüdük karaya, sonra çıktı ayaklarımız devrilmeyelim diye ; niye hala çırpınıyoruz o zaman yaşamak için?
Öyle yalnız bir adamım ki karda yürüdüğümde arkamdan gelen bir iz bile yok.
Nasıl yeterince yalnız hissetirdim mi?
Peki bir de böyle diyelim
Bu gece çok yalnızım, sevişelim mi?
Ne? yuh ayı mı? Öküz mü?
E balıktık ya, ne ara evrildik de ayı olduk; hızla öküze geçtik.
Tüm bunlar yalnızlığı köreltmek için değil mi? Çok keskin çünkü yalnızlık. Soğuk gibi keskin hatta kendisi bile o kadar yalnız ki betimlemelere muhtaç.
Birileriyle tanışacağız bir gün.
Sonra birbirimizi anlatacağız birbirimize. Kibire ve gurura evrileceğiz hep beraber. Ağır gelecek, taşımayacağız devrileceğiz.
Ağır gelen hayatın yükü değil, ağır gelen onun sevgisi veya öfkesi de değil; güçsüz olan omuzların. Başını dayayacak omuzlar aramak yerine omuzlarını güçlendireceksin. Dünyayı taşıyorsun sen. Unutma evrildin. Devrilmeyeceksin diye.
Yoksa su güzeldi. Boy veriyordun. Boyunu aşan cümleler kuruyordun. Boğuluyordun yalnızlığında. Basıp arkanda iz bırakmadığın karlar çığ oluyor yıkılıyordu tepene.
Öylesine yalnızsın ki artık çekip çıkaran yok. Yine eridin yalnızlığında karlar ile birlikte. Çiçek açtı dallar ama sen öldün şimdi de.
Oysa her mevsim sıcak olan yerler biliyordum ben. Söylerdim giderdin. Suyu da güzel boy verirdin. 
O bilgiler gerçek değil mi? Öyle bir şey yok mu?
Hadi ya… Çırpınmıyoruz o zaman; E kime anlatıyorum ben bunları? 

1 Bence...:

ozu dedi ki...

Nedir çocuk sana böyle koyan. gel akşam konuşalım amk ne yalnızlığı iki de bir yalnızlık her gün yalnızlık temcit pilavı gibi yazıyon zırt pırt boğdun lan beni.

Özgür
"Duanla yaşamadım ki bedduanla öleyim"

Yorum Gönder